Trader'da Yakın Geçmiş Yanlılığı — Yalnızca Son İşlem Sayıldığında
Birkaç ay boyunca e-postalarını takip ettiğim bir trader, sterlinde üst üste üç kazançlı işlemin ardından bana yazdı: "Sanırım sonunda bu işin mantığını kavradım." Bir hafta sonra mesaj bambaşka bir tonda geldi — üst üste iki kayıptan sonra, yarım yıl test ettiği ve gerçek bir pozitif avantajı olan stratejiyi çöpe atmak istiyordu. Sisteminde hiçbir şey değişmemişti. Değişen tek şey, hafızasında taze duran üç-dört sonuçtu. İşte en saf hâliyle yakın geçmiş yanlılığı (recency bias) budur ve perakende trader'lara çoğu teknik hatadan daha pahalıya patlar.
Yakın geçmiş yanlılığı nedir ve nereden gelir
Yakın geçmiş yanlılığı (recency bias), zihnin en son olana, ondan önceki tüm geçmişin pahasına aşırı ağırlık verme eğilimidir. Amos Tversky ve Daniel Kahneman bu mekanizmayı daha 1973 yılında tanımladı ve buna erişilebilirlik sezgiseli (availability heuristic) adını verdi: bir şeyin ne kadar olası olduğunu, gerçekte ne sıklıkla meydana geldiğine göre değil, akla ne kadar kolay geldiğine göre yargılarız. Son işlem en erişilebilir hatıradır — tazedir, duygusaldır, gerçek parayla bağlıdır — bu yüzden zihin onu gerçekliğin en iyi örneklemi gibi ele alır. Oysa o, büyüklüğü bir olan bir örneklemdir.
Bir trader'da aynı mekanizma iki yönde çalışır ve her ikisi de pahalıdır. Bir kazanç serisinin ardından beyin "bu işi çözdüm" sinyalini yakar, özgüven artar ve onunla birlikte işlem büyüklüğü de artar. Bir kayıp serisinin ardından mesaj "bu artık işe yaramıyor"a döner, felç hâli yerleşir ve kanıtlanmış kurulumlar atlanır. Her iki durumda da karar son üç-dört sonuca dayanır, oysa bir stratejinin gerçek avantajı ancak onlarca işlem boyunca ortaya çıkar. Bu yüzden üst üste iki kayıplı pozisyon, yüz işlem üzerinde rahatlıkla kârlı olacak bir planı raydan çıkarabilir.
Yakın geçmiş yanlılığı sisteme bağlı kalmayı nasıl sabote eder
En tehlikeli varyant, kısa bir kayıp serisinin ardından sağlam bir stratejiyi terk etmektir. Bir trader düşünün — bu, mekanizmayı göstermek için kurgulanmış varsayımsal bir örnektir — yaklaşık %45 kazanç oranı ve 1:2 risk/getiri oranıyla bir sistem işletiyor. Bu sistem kârlıdır, ancak kazanç oranı yarının altında olduğundan, içinde üst üste dört ya da beş kaybın yaşanması matematiksel bir normdur, bir arıza değil. Beşinci kaybın ardından pes edip "şu anda işe yarayan bir şeye" atlayan bir trader, istatistiksel kesinliği son sonucu kovalamakla takas eder. Birkaç böyle sıçramadan sonra geriye sistem diye bir şey kalmaz — yalnızca son kazanca ve son kayba verilen tepkilerin bir demeti.
İkinci varyant, birincinin ayna görüntüsüdür: az önce birkaç kez işe yaramış bir kuruluma aşırı güvenmek. Aynı formasyonda üç iyi giriş ve zihin onu kesin bir şeye terfi ettirir, oysa üç sonuç hâlâ sinyal değil, gürültüdür. Üçüncü varyant, son birkaç mumu geleceğe doğru ekstrapole etmektir — "bu trend asla bitmeyecek" — ve bu, trader'a tam da hareket en gergin olduğu anda pozisyona ekleme yaptırır. Üçünün de tek bir kökü vardır: en taze örneklemi piyasa hakkındaki gerçekle karıştırmak.
En tehlikeli etki — işlem büyüklüğünün kayması
Yakın geçmiş yanlılığı en sert darbeyi girişin seçiminde değil, risk yönetiminde vurur. İyi bir serinin ardından el sessizce lot büyüklüğüne bir sıfır ekler; kötü bir serinin ardından pozisyonu, stratejinin anlam ifade ettiği seviyenin altına küçültür. Etki sinsidir, çünkü matematiğe ters çalışır: trader, istatistiksel olarak kaçınılmaz bir kayıp serisinden hemen önce riski yükseltir ve ortalamaya dönüşten hemen önce onu keser. En büyük pozisyonlar en kötü işlemlere, en küçükleri ise en iyilerine denk gelir. Gerçek bir avantaja sahip bir sistem bile bu şekilde başa baş kalabilir — işe yaramaz hâle geldiği için değil, işlem büyüklüğü kuraldan koptuğu ve ruh hâlini takip etmeye başladığı için.
Açıklayıcı somut bir rakam hayal edin: bir trader, işlem başına %1 risk standardını tutuyor, ama üç kazançtan sonra dördüncü pozisyonu %3'e çıkarıyor. Eğer o dördüncü işlem kayıpla sonuçlanırsa — ve olasılığı diğer her işlemle tam olarak aynıdır — tek bir kayma, önceki üç kazancın getirdiği kârı silip süpürür. Bir yılda bu tür birkaç olay, tüm sistem genelinde pozitif beklenen değere rağmen sermaye eğrisini düz bırakmaya yeter.
"Hayatta gördüğümüz pek çok şeyin rastlantısal olduğu inancını reddetmeye fazlasıyla yatkınız." — Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme, 2011.
Yakın geçmiş yanlılığını kendinizde nasıl fark edersiniz
- İşlem büyüklüğü son sonuçlarla birlikte kayar — risk kuralı değişmediği hâlde kazançlardan sonra daha büyük bir lot, kayıplardan sonra daha küçük bir lot.
- Kısa bir kayıp serisinin ardından strateji değiştirme dürtüsü — "bu artık işe yaramıyor" düşüncesi yüz işlemden sonra değil, dört ya da beş işlemden sonra belirir.
- Az önce birkaç kez tutturan bir kuruluma ani güven — "son zamanlarda hep işe yaradığı için" giriş eşiğini düşürürsünüz.
- Gergin bir trendde pozisyona ekleme yapmak — son birkaç mumun sonsuz bir devamın sözünü verdiğine inanmış olmak.
- Son işlemleri zihninizde yeniden karıştırdığınızda kararınız değişir — sizi yönlendirenin istatistik değil bir örneklem olduğunun en temiz testi.
Kendimi buna en çok olağandışı iyi bir haftanın ardından yakalarım — işte o zaman "biraz daha fazlasını alabilirim" diye sessiz bir düşünce belirir. Bu düşünceye güvenmem, çünkü nereden geldiğini biliyorum: günlükteki yüz işlemin analizinden değil, üç taze kazançtan. Kaynağın farkında olmak yanlılığı kapatmaz, ama ona göre hareket etmememi sağlar.
Somut savunmalar — temel oranı en son örneklemden ayırmak
İlk savunma, sistemi en son seri üzerinde değil, büyük bir örneklem üzerinde yargılamaktır. Aynı kural altında birkaç düzine işleminiz olana kadar, son beş sonuç gürültüdür ve hiçbir şeyi değiştirmemelidir. Yalnızca anlamlı bir örneklem üzerinde hesaplanan beklenen değer, stratejinin bir avantajı olup olmadığını söyler — ve bu sayı yavaş hareket eder, tek tek kaymalara karşı dirençlidir. Bunu daha derinlemesine kavramak için risk yönetimi konularını incelemek faydalı olur. İkinci savunma, önceden belirlenmiş ve duygudan kesilmiş bir işlem büyüklüğü kuralıdır. İşlem başına risk %1 ise, üç kazançtan sonra da %1'dir, üç kayıptan sonra da %1. İşlem büyüklüğü bir formülden gelmelidir, son sonuç hakkında ne hissettiğinizden değil.
Üçüncü savunma, uzun ufuklu bir günlüktür. Her işlemi — kurulum, büyüklük, duygu, sonuç — kaydetmek, en son serinin dikkat üzerindeki tekelini elinden alır, çünkü yalnızca hatırladığınız şey değil, tüm geniş geçmiş önünüzde durur. Birkaç hafta sonra, tek bir sonuç yerine sürece değer vermek bir slogan olmaktan çıkar ve kendi verinizi okuma alışkanlığına dönüşür. Bunun neden işe yaradığını anlamak için trader psikolojisinin diğer tuzaklarına bakmak da yardımcı olur. Dördüncü savunma, sermaye düşüşünü (drawdown) atlatacak şekilde önceden yazılmış kurallardır. Sakinken alınan "elli işlemin altında sistemi değiştirmem" kararı, bir kayıp serisinin ortasında verilen on iyi niyetten daha değerlidir. Yakın geçmiş yanlılığı nadiren tek başına da hareket eder — tüm piyasa en son olaya aynı şekilde tepki verdiğinde, sürü baskısı taze hareketi kovalama dürtüsünü büyütür; bu bağlamda piyasanın temel dinamiklerini tanımak ek bir koruma sağlar.
Bu akşam ne yapmalı
Yakın geçmiş yanlılığını kafanızdan tamamen çıkaramazsınız, çünkü o zihnin yerleşik bir çalışma biçimidir. Ama kararı son birkaç mumun hafızasından, bir trader'ın avantajının gerçekten yaşadığı tek yer olan tüm sistemin istatistiğine taşıyabilirsiniz. Bir sonraki seansa oturmadan önce şu üç adımı atın:
- Günlüğünüzü açın ve en az son otuz işlem üzerinde beklenen değeri hesaplayın — bu tek sayı sizin gerçek temel oranınızdır ve en son sonucun onu gölgelemesine asla izin verilmemelidir; her yeni işlemden sonra bu sayıyı yeniden okuyun.
- Bir karta tek bir cümle yazın: "Son pozisyonlar nasıl gittiğine bakmaksızın işlem başına %X risk alırım." Bu kartı emirlerinizi girdiğiniz yere yapıştırın ki karar anında gözünüzün önünde dursun ve duygunun yerini kural alsın.
- İkinci bir kural ekleyin: bir eşik — altında stratejiyi değiştirmenize ya da terk etmenize izin olmayan minimum işlem sayısı. Bu eşiği sakinken belirleyin ve kayıp serisinin ortasında ona dokunmayın, çünkü orada özgüveniniz zaten sallantıdadır.
Kaynaklar ve bibliyografya
-
Daniel Kahneman Thinking, Fast and Slow · heurystyka dostępności i złudzenie małych prób, Farrar, Straus and Giroux 2011 www.penguinrandomhouse.com ↗
-
Tversky & Kahneman Availability: A Heuristic for Judging Frequency and Probability · Cognitive Psychology, 5, 207–232 (1973) — oryginalny opis mechanizmu www.scirp.org ↗
-
Jack D. Schwager Market Wizards: Interviews with Top Traders · rozmowy z czołowymi traderami o myśleniu w kategoriach próby i przewagi, HarperCollins 1989 books.google.pl ↗
Sık sorulan sorular
Tradingde yakın geçmiş yanlılığı tam olarak nedir?
Yakın geçmiş yanlılığı (recency bias), zihnin en son olana, ondan önceki tüm geçmişin pahasına aşırı ağırlık verme eğilimidir. Bir trader'da bu, son üç ya da dört işlemin özgüveni, kurulum seçimini ve işlem büyüklüğünü yönlendirmeye başlaması anlamına gelir — oysa bir stratejinin gerçek avantajı ancak onlarca işlem boyunca ortaya çıkar. Amos Tversky ve Daniel Kahneman bu mekanizmayı 1973 yılında erişilebilirlik sezgiseli olarak tanımladı: olasılığı, bir şeyin gerçekte ne sıklıkla meydana geldiğine göre değil, akla ne kadar kolay geldiğine göre yargılarız. Son işlem en erişilebilir olandır, çünkü tazedir ve duygusaldır, bu yüzden zihin onu gerçekliğin en iyi örneklemi gibi ele alır — oysa o, büyüklüğü bir olan bir örneklemdir.
Yakın geçmiş yanlılığı neden en sert darbeyi işlem büyüklüğüne vurur?
Çünkü piyasanın matematiğine ters çalışır. İyi bir serinin ardından el sessizce lot büyüklüğüne bir sıfır ekler, kötü bir serinin ardından ise pozisyonu stratejinin anlam ifade ettiği seviyenin altına küçültür. Sonuç olarak trader, istatistiksel olarak kaçınılmaz bir kayıp serisinden hemen önce riski yükseltir ve ortalamaya dönüşten hemen önce onu keser — en büyük pozisyonlar en kötü işlemlere, en küçükleri en iyilerine denk gelir. Gerçek bir pozitif beklenen değere sahip bir sistem bile bu şekilde başa baş ya da zararda kalabilir; işe yaramaz hâle geldiği için değil, işlem büyüklüğü kuraldan koptuğu ve son sonucun ardından ruh hâlini takip etmeye başladığı için. İşte bu yüzden işlem büyüklüğü kuralı önceden belirlenmeli ve duygudan kesilmelidir.
Normal bir kayıp serisini, gerçekten işe yaramaz hâle gelmiş bir stratejiden nasıl ayırt ederim?
Anahtar, örneklem büyüklüğüdür. Pozitif beklenen değere sahip bir strateji, kayıp serilerini gayet doğal biçimde üretir — kazanç oranı yarının altında olduğunda, üst üste dört ya da beş kayıp matematiksel bir normdur, bir arıza değil. Bir serinin yalnızca ortaya çıkması, sistemin kalitesi hakkında hiçbir yeni bilgi taşımaz. Avantajın hâlâ var olup olmadığını yalnızca anlamlı bir örneklem üzerinde — ideal olarak aynı kural altında birkaç düzine işlem — hesaplanan beklenen değer söyler. Bu sayı yavaş hareket eder ve tek tek kaymalara karşı dirençlidir. Pratik bir test: son yirmi işleminizin sırasını karıştırsaydınız, bugün farklı bir karar verir miydiniz? Eğer öyleyse, sizi yönlendiren istatistik değil, sonuçların rastgele sırasıdır. "Elli işlemin altında sistemi değiştirmem" gibi bir kural, sağlam bir stratejiyi en kötü anda terk etmeye karşı korur.
Yakın geçmiş yanlılığına karşı günlük olarak nasıl savunma yaparım?
Gerçekten işe yarayan dört savunma. Birincisi: sistemi en son seri üzerinde değil, büyük bir örneklem üzerinde yargılayın — aynı kural altında birkaç düzine işleminiz olana kadar, son beş sonuç gürültüdür. İkincisi: işlem büyüklüğünü önceden belirleyin ve duygudan kesin, böylece işlem başına risk üç kazançtan sonra da üç kayıptan sonra da aynı olsun. Üçüncüsü: her işlemin kurulumunu, büyüklüğünü, duygusunu ve sonucunu kaydeden uzun ufuklu bir işlem günlüğü tutun — o zaman yalnızca hatırladığınız şey değil, tüm geçmiş önünüzde durur. Dördüncüsü: sermaye düşüşünü (drawdown) atlatacak şekilde tasarlanmış kuralları önceden yazın, örneğin altında stratejiyi değiştiremeyeceğiniz minimum işlem sayısı gibi. Yanlılığın farkında olmak onu kapatmaz, ama bu kurallar kararı hafızadan istatistiğe taşır.